Terk Edilmiş Fabrikadan Araştırma Merkezine: Tarsus Çırçır Fabrikası
Boğaziçi Üniversitesi Tarsus - Gözlükule Kazıları Araştırma Merkezi, 2019 yılında Europa Nostra tarafından "Koruma Dalı"nda ödüle değer görüldü.
Mersin’in Tarsus ilçesinde, Akdeniz kıyısında yer alan Tarsus Çırçır Fabrikası, 1865 yılında bölgedeki Avrupalıların girişimiyle Çukurova Bölgesi’nde kurulan ilk endüstri yapılarından biridir. Pamuk elyafının çekirdeğinden ayrılması ve depolanması işlerinde kullanılmak üzere inşa edilen fabrika, farklı sahipler tarafından kullanılmış ve 1980’lere kadar işlevini korumuş. 1980’lerde özgün işlevini yitirerek bir süre depo olarak kullanılmış ve sonunda terk edilmiş. 2000 yılında Kültür Bakanlığı, yapı grubunu kamulaştırarak endüstri mirası olarak tescil etmiş ve Tarsus Kent Araştırma Merkezi işlevi ile restorasyon projelerinin hazırlanması amacıyla SAYKA’yı görevlendirmiş. Belirlenen ilk işlev doğrultusunda proje çalışmaları devam ederken, 2.500 m2 alanı olan yapı grubunun Abdi İpekçi Caddesi’ne cephe veren yaklaşık 1.000 m2 5 hangarı Kültür Bakanlığı tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne tahsis edilmiş. Bu gelişme ile yapının bu bölümünün Boğaziçi Üniversitesi’nin talepleri dikkate alınarak Gözlükule Kazısı Çalışma Ofisi ve Eser Depoları olarak, Kültür Bakanlığı yönetiminde kalan diğer bölümün ise Tarsus Kent Araştırma Merkezi olarak yeniden projelendirilmesine karar verilmiş.
Tasarım konsepti, yapının mekansal potansiyeli çerçevesinde, özgün plan şeması ve mimari elemanların özgün nitelikleri korunarak kurgulanmış. Proje konsepti, kompleksin halkın, üniversitelerin, araştırmacıların ve sivil toplum kuruluşlarının da kullanımına açık bir yapı olması bağlamında tasarlanmış. Proje aşamasında bölgenin gelişim ve sanayileşmesine yönelik süreç, Tarsus özelinde Çırçır Fabrikası’nın geçirdiği müdahale ve değişimler araştırılmış; yapısal izler ve malzeme analiz çalışmaları sonrasında müdahale kararları oluşturulmuş. Proje kapsamında çalışma ofisi, sergi salonu, konferans salonu, laboratuvar, kütüphane, kafeterya, kazı evi, eser depoları, su deposu, güvenlik mekanları yer almış. Yapı grubuna işlevden bağımsız olarak yapılan müdahalelerde; niteliksiz eklerin kaldırılması, özgün mimari elemanların minimum müdahale ile sağlıklı hale getirilerek korunması, işlev ve statik zorunluluklar gereği yapılan eklerin geri dönüşümlü, yapıya uyumlu ve izlenebilir olması temel ilkeler olarak benimsenmiş. Çırçır Fabrikası yapı grubu bir iç avlu çevresinde toplanıyor.Kitleler arasında yer alan açıklık avlulaştırılarak çağdaş formda doğal taş kaplanmış. Kazı ekibinin kullanımı için avlunun kuzeybatı yönünde bir ahşap revak planlanmış. Mekanlarda görülen sıkıştırılmış toprak döşemenin özgün olduğu öngörülmüş. Yeni uygulamada ise benzer binalarda görülebilecek eski bir döşemeye (tuğla, doğal taş vb.) referans vermeyecek form, malzeme ve teknik kullanılmış. Üst yapıdaki ahşap makaslar ve çatı fenerlikleri, gerek form ve detayları, gerekse otantik özellikleri ile yapı grubunun en önemli mimari elemanları. Ahşap makaslar, yapının uzun süre boş kalması ve dış koşullardan etkilenmeleri nedeniyle taşıyıcı niteliğini belirli ölçüde kaybetmiş. Bu bağlamda yapının çatı yükünün ahşap makaslardan bağımsız olarak çelik bir sisteme taşıtılması, ahşap makasların temizlenerek onarılması, üstüne yük bindirilmeyerek sadece kendini taşıması öngörülmüş. Ahşap fenerlikler özgün niteliği ve işlevi korunarak onarılmış. Mevcut üst örtünün özgün olmaması nedeniyle, yapının yeni işlevi bağlamında nem ve ısı yalıtımı da dikkate alınarak, koruyucu çatı çelik taşıyıcı sisteme oturtulmuş ve kiremit kaplamayla bitirilmiş. Doğal taş duvarlar, genelde taşıyıcı niteliğini korumuş. Ancak, çimento katkılı sıva ve dış koşullar nedeniyle özgün doğal taşların bir bölümü niteliğini kaybetmiş.
Bu doğrultuda, uygulama sürecinde;
• Laboratuvar çalışmalarında, yapıda kullanılan doğal taş ve harcın bazı temel fiziksel özellikleri belirlenmiş. Malzeme analiz raporlarında, kullanılacak bağlayıcının özgün harç ile uyumlu olacak şekilde agrega seçimi yapılması, çimentonun hiçbir şekilde kullanılmaması önerilmiş.
• Yapılan sıva raspası sonrasında taş duvarlardaki deformasyonlar ve niteliğini kaybeden birim doğal taş elemanlar belirlenmiş. Özgün taşların temizlenerek yerinde korunması, niteliğini yitiren doğal taşların özgün malzeme ve formda yenilenmesi benimsenmiş. Bu aşamadan sonra müdahale kararları yukarıda bahsedilen bulgular doğrultusunda revize edilmiş.
• Doğal taş elemanlar geleneksel yöntemlerle, yerel taş ocaklarından çıkarılarak alana getirilmiş, özgün malzeme ve boyutlarda hazırlanmış.
• Doğal taş duvarlar 1 metrekarelik modüller halinde numaralanarak sökülmüş, toprak harç temizlenerek niteliğini koruyan doğal taşlar laboratuvar analizlerince belirlenen harç karışımları hazırlanarak yerine konmuş.
• Niteliğini yitiren taşlarla ilgili olarak ise özgün doğal taş malzeme yerel işçilik teknikleriyle, özgün boyutta ve formda, ancak güncel onarım olduğunun anlaşılması için farklı bir tekstürde işlenerek yerine konmuş.
• Kentte yaşayan, meslek lisesi mezunu veya inşaat işlerine yatkın işsiz gençler deneyimli ustaların, uzman mimarların ve restoratörlerin gözetiminde eğitilerek, kültür mirası restorasyonlarında doğal taş, sıva ve ahşap ustası olarak çalışmaları sağlanmış.
Onarım müdahalelerinde özgün doğal taş, harç, döşeme kaplaması gibi yapıya uyumlu malzemelerin tercih edilmesi, özgün çatı fenerlikleri korunarak doğal aydınlatma ve havalandırma sağlanması, çatıya kurulan fotovoltaik ve güneş panelleri ile yapının ihtiyacı olan enerji üretiminin sağlanıp, sıcak su ihtiyacının karşılanması, yaz aylarında kazı ekibinin; eserleri yıkama çalışmalarında kullanmak üzere yağmur sularının depolanmasına yönelik bir sistem geliştirilerek, su kullanımının azaltılması kriterleri bağlamında yapı, LEED Gold sertifikası almış. Böylece, Boğaziçi Üniversitesi Gözlükule Kazıları Araştırma Merkezi, LEED Gold sertifikası alan ilk endüstri mirası kültür varlığı olmuş. Boğaziçi Üniversitesi (BOUN) Gözlükule Kazıları Araştırma Merkezi, 2017 yılında tamamlanarak kullanıma açılmış. 2019 yılında 13. TSMD Mimarlık Ödülleri’nde Yapı Dalı’nda ve Avrupa’nın koruma alandaki en prestijli ödülü kabul edilen Avrupa Kültürel Miras Ödülleri’nde (Europa Nostra Ödülleri) Koruma Dalı’nda ödüle değer görülmüş.
